blank

Atomlar, kimyasal element özellikleri olan, hidrojen, oksijen, demir, vs. gibi maddenin en küçük parçalarıdır. Onlar o kadar küçüklerdir ki yüksek dereceli mikroskopla bile görünmeleri imkânsızdır. Dünya’daki her şey atomların farklı kimyasal birleşimlerinden oluşmuştur. Örneğin, su iki elementin birleşimidir, iki hidrojen ve bir oksijen. Ancak bazı elementler, altın ve elmaslar gibi, bileşimsiz ortaya çıkmıştır.

92 element doğal olarak ortaya çıkmıştır. En hafif olandan, hidrojen, en ağır olanına, uranyum, doğru değişirler. Elementlerin her birine bir numara atanmıştır- hidrojen için 1, oksijen için 8, uranyum için 92. Elementler genellikle periyodik tablo adı verilen, aynı özellikleri taşıyan elementlerin aynı sütuna konulduğu bir çizelgede düzenlenir. Böylece, helyum gibi soy gazlar periyodik tablonun bir sütununda bulunurlar.

Atomik teorinin formülleşmesi bilimin en büyük başarılarından bir tanesidir. Bu, elementlerin özelliklerinin anlaşılmasını, bütün maddelerin temelini, böylelikle hangi elementin hangi elementle birleştiğini anlamamızı mümkün kılar. Kimya bilimi, atomları ve onların birbirleri arasındaki interaktif davranışlarını anlamamıza temellendirilmiştir.

Nükleer fizik olarak adlandırılan diğer bir bilim dalı, atomun kendi yapısı üzerinde çalışır. Bilim adamları atomu araştırdıkça, atomun katı bir madde parçası olmadığı, daha da küçük parçalardan oluştuğu ortaya çıktı.

Bilim insanlarının tanımladığı ilk atomdan daha küçük parça, negatif elektrik yüklü minicik parça, elektrondu. Açıkçası, elektronun kütlesi oldukça küçüktü, yaklaşık, en hafif element olan hidrojenin ağırlığının on sekizde biri kadardı.

Yıllardır bilim insanları, atomların yapısı hakkında birçok farklı araştırma yapıyorlar. Ancak, daha fazla kanıt elde ettikçe, atom teorisini değiştirmek zorunda kaldılar. Atomun çekirdeğinin içinde bir tane parçacık yoktu; iki taneydi. Bunlardan bir tanesi pozitif elektrik yüklü ve proton olarak adlandırıldı. Diğeri ise, elektrik yüklü değil. Bu yüzden, nötron olarak adlandırıldı.