[Verse 1]
Yeah, breakfast at Tiffany’s and bottles of bubbles
Girls with tattoos who like getting in trouble
Lashes and diamonds, ATM machines
Buy myself all of my favorite things (Yeah)
Been through some bad shit, I should be a sad bitch
Who woulda thought it’d turn me to a savage?
Rather be tied up with calls and not strings
Write my own checks like I write what I sing, yeah (Yeah)

[Kıta 1]
Evet, Tiffany’de kahvaltı* ve baloncuk şişeleri
Belaya bulaşmayı seven dövmeli kızlar gibi
Kirpikler ve elmaslar, ATM makineleri
Kendime en sevdiğim şeylerin hepsini alıyorum (Evet)
Bazı kötü şeyler yaşadım, üzgün bir sürtük olmalıyım
Kim bunun beni bir vahşiye dönüştüreceğini düşünebilirdi ki?
Kelepçeye bağlanmayı tercih ederim, iplere değil
Söylediğim şarkıları yazdığım gibi kendi çeklerimi yazıyorum, evet (Evet)

[Pre-Chorus]
My wrist, stop watchin’, my neck is flossy
Make big deposits, my gloss is poppin’
You like my hair? Gee, thanks, just bought it
I see it, I like it, I want it, I got it (Yeah)

[Nakarat Öncesi]
Bileğim, bakmayı kes, boynum gösterişli
Büyük paralar yatırıyorum, parlatıcım ateş ediyor
Saçımı beğendin mi? Vay, teşekkür ederim, az önce aldım
Görürüm, beğenirim, isterim, alırım (Evet)

[Chorus]
I want it, I got it, I want it, I got it
I want it, I got it, I want it, I got it
You like my hair? Gee, thanks, just bought it
I see it, I like it, I want it, I got it (Yep)

[Nakarat]
İsterim, alırım, isterim, alırım
İsterim, alırım, isterim, alırım
Saçımı beğendin mi? Vay, teşekkür ederim, az önce aldım
Görürüm, beğenirim, isterim, alırım (Evet)

[Verse 2]
Wearing a ring, but ain’t gon’ be no “Mrs.”
Bought matching diamonds for six of my bitches
I’d rather spoil all my friends with my riches
Think retail therapy my new addiction
Whoever said money can’t solve your problems
Must not have had enough money to solve ’em
They say, “Which one?” I say, “Nah, I want all of ’em”
Happiness is the same price as red-bottoms

[Kıta 2]
Bir yüzük takıyorum, ama “bayan” olmak istemiyorum
Sürtüklerimin altısı için eşleşen elmaslar aldım
Tüm arkadaşlarımı zenginliklerimle şımartmayı tercih ediyorum
Yeni bağımlılığımın perakende tedavisi** olduğunu düşünüyorum
Kim demiş ki para problemlerinizi çözemez
Onları çözmek için yeterli paraya sahip olmamalı
“Hangisi?” diyorlar, “Hayır, hepsini istiyorum.” diyorum
Mutluluk kırmızı tabanlarla*** aynı değerde

[Pre-Chorus]
My smile is beamin’ (Yeah), my skin is gleamin’ (Is gleamin’)
The way it shine, I know you’ve seen it (You’ve seen it)
I bought a crib just for (Just for) the closet (Closet)
Both his and hers, I want it, I got it, yeah

[Nakarat Öncesi]
Gülüşüm ışık saçıyor (evet), cildim parıldıyor (parıldıyor)
Parıldama şekli, biliyorum onu görmüştün (onu görmüştün)
Sadece (sadece) bir elbise dolabı (elbise dolabı) için ev aldım
Hem onunkini hem de onunkini, istiyorum, alıyorum, evet

[Chorus]
I want it, I got it, I want it, I got it
I want it, I got it, I want it, I got it (Baby)
You like my hair? Gee, thanks, just bought it (Oh yeah)
I see it, I like it, I want it, I got it (Yep)

[Nakarat]
İsterim, alırım, isterim, alırım
İsterim, alırım, isterim, alırım (Bebeğim)
Saçımı beğendin mi? Vay, teşekkür ederim, az önce aldım (Oh, evet)
Görürüm, beğenirim, isterim, alırım (Evet)

[Verse 3]
Yeah, my receipts be lookin’ like phone numbers
If it ain’t money, then wrong number
Black card is my business card
The way it be settin’ the tone for me
I don’t mean to brag, but I be like, “Put it in the bag,” yeah
When you see them racks, they stacked up like my ass, yeah
Shoot, go from the store to the booth
Make it all back in one loop, gimme the loot
Never mind, I got a juice
Nothing but net when we shoot
Look at my neck, look at my jet
Ain’t got enough money to pay me respect
Ain’t no budget when I’m on the set
If I like it, then that’s what I get, yeah

[Kıta 3]
Evet, fişlerim telefon numaraları gibi görünüyorlar
Eğer para değilse, o zaman yanlış numara
Siyah kart benim iş kartım
Benim için tonu ayarlayan yol
Övünmek gibi olmasın, ama ben “Onu çantaya koy” gibiyim, evet
O askıları gördüğünde, popom gibi yığılmışlardı, evet
Çekim, mağazadan kabine gidiyorum
Hepsini bir dönüşte geri alıyorum, bana para ver
Boş ver, içki aldım
Hiç, ama biz çekim yaparken kazanıyoruz
Boynuma bak, jetime bak
Bana saygı duymak için yeterli paran yok
Ben setteyken bütçen yok
Eğer beğenirsem, o zaman elde ettiğim şey budur, evet

[Chorus]
I want it, I got it, I want it, I got it (Oh yeah)
I want it, I got it, I want it, I got it (Oh yeah, yeah)
You like my hair? Gee, thanks, just bought it
I see it, I like it, I want it, I got it (I see, yep)

[Nakarat]
İsterim, alırım, isterim, alırım (Evet)
İsterim, alırım, isterim, alırım (Oh evet, evet)
Saçımı beğendin mi? Vay, teşekkür ederim, az önce aldım
Görürüm, beğenirim, isterim, alırım (Evet)

*”Breakfast at Tiffany’s” bir filmdir.
**perakende: Malların teker teker veya birkaç parça durumunda alınıp satılmasına dayanan bir ticaret kelimesidir.
***Lüks marka Louis Vuitton’un ayakkabılarını kastediyor.