I slept last night in a good hotel
I went shopping today for jewels
The wind rushed around in the dirty town
And the children let out from the schools
I was standing on a noisy corner
Waiting for the walking green
Across the street he stood
And he played real good
On his clarinet for free

Dün gece iyi bir otelde uyudum
Bugün mücevher için alışverişe gittim
Rüzgar kirli kasabada esti
Ve çocuklar okullardan çıktı
Ben gürültülü bir köşede duruyordum
Yürüyen yeşili bekliyordum
Sokağın karşısında duruyordu
Ve çok iyi çalardı
Klarnetiyle, bedavaya

Now me I play for fortunes
And those velvet curtain calls
I got a black Limousine and two gentlemen
Escorting me to the halls
But I’ll play if you got the money
Or if you’re a friend to me
But the one man band
By the quick lunch stand
He was playing real good for free

Şimdi ben servetler için oynuyorum
Ve şu kadife perde sesleri için
Siyah bir Limuzinim ve iki beyefendim var
Bana salonlara kadar eşlik ediyor
Ama paran varsa oynarım
Ya da benim için bir arkadaşsan
Ama tek kişilik grup
Hızlı öğle yemeği standında
Bedavaya gerçekten iyi çalıyordu

Nobody stopped to hеar him
Though he played so sweet and high
They knеw he had never been on their TV
So they passed his music by
I meant to go over and ask for a song
Maybe put on a harmony
I heard his refrain
As the signal changed
He was playing real good for free

Kimse onu dinlemek için durmadu
Çok tatlı ve güzel oynamasına rağmen
Onun televizyonlarına hiç çıkmadığını biliyorlardı
Böylece müziğini geçtiler
Oraya gidip bir şarkı sormak istedim
Belki bir ritim koymak
Nakaratını duydum
Sinyal değiştikçe
Bedavaya gerçekten iyi çalıyordu

For free, for free
Bedavaya

[Şarkı yayınlanınca sözlerin devamı eklenecektir]