Qveen Herby-Love Myself (Türkçe Çeviri)

I love you more than I love myself, boy
Seni kendimden daha çok severim, erkeğim

And I love myself way too fucking much
Ve kendimi de çok fena severim

Don’t you play with me
Benimle oynama

I love you more than I love myself, boy
Seni kendimden daha çok severim, erkeğim

And my love for you, caught it from the jump
Ve senin için aşkım, zıplarken yakaladım

Hold up, easy on the syrup
Tut, şurubu kolay

We’ve been goin’ a while
Biz bir süredir gidiyorduk

Is it time to cut the butter on a couple? Light ’em up
Bir çiftin üzerinde tere yağı kesmenin zamanı mı? Beni aydınlat

‘Cause I know you gonna slip on me a couple of times
Çünkü biliyorum sen bir kaç kez beni kaydırdın

You should think about it
Sen bunun hakkında düşünmelisin

Spark, will you burn for another lover?
Kıvılcım, başka sevgili için yanacak mısın?

I don’t wanna waste time, but my flame’s hot
Zamanımı boşa harcamak istemem, ama alevlerim sıcak

Don’t wanna put the lifesaver down ’til it’s safe to drown
Boğmak için güvende olana kadar cankurtarana bırakmak istemem

Everything you’re sayin’, got me out here lookin’ for a meanin’
Her şeyi sen söylüyorsun, bir anlam aramak için buradan dışarı çıkar beni

And I know it might be early, but I’m catchin’ all the feelings
Ve erken olabileceğini biliyorum, ama ben tüm hislerimi yakalıyorum

I forget that we are only human beings
Unuturum ki biz yalnızca insan olabiliriz

You’ve been givin’ me extraterrestrial readings
Sen uzaylı okumaları bana veriyorsun

I love you, I mean it if you do
Seni seviyorum, eğer sen yaparsan anlarım

Tell me, we’re sippin’ the same brew
Bana söyle, biz aynı içkiyi yudumluyoruz

Hooked on the Kool-Aid, I’m thirsty for good news
Kool-Aid’de kancalanmış, ben iyi haberler için susuyorum

(What, what, what)
(Ne,ne,ne)

The fuck, I want you to show up
Lanetler, ben sana göndermek isterim

Would you throw me a bone?
Bana bir kemik fırlatacak mıydın?

I’ve been out here makin’ lemonade with all your lemons
Ben senin limonların ile limonata yapıyordum

You would think by now I’d have learned a hundred lessons
Şimdiye kadar sen düşünmüş olmalıydın ben yüz ders öğrenirdim

But I’m stupid with it (1, 2, 3, 4)
Ama ben onunla aptaldım (1,2,3,4)

Cut, feel the burn of another scene
Kes, başka sahnenin yanışını hisset

I don’t wanna get mean on my sixteenth
Ben altmışımda anlam vermek istemem

But you would never wanna listen to me
Ama sen asla beni dinlemek istemezdin

When I beg and plead (Bitch, please)
Ben yalvardığımda ve rica ettiğinde (Fahişe,lütfen)

I don’t wanna have it your way, I want you to have it mine
Ben senin yolunu almak istemem, benim olmanı isterim

It’s a give a little, take a little, but you only takin’ all the time
Küçük bir şey verir, küçük birini alır ama sen yalnızca tüm zamanımı alıyorsun

You got me twisted, on my knees and cross my eyes
Sen beni dizlerimin üzerinde ve gözlerimin karşısında

I’m in denial, it’s too late to compromise
Ben inkardayım, uzlaşmak için çok geç

More than I love (more, more, more, more) (X5)
Aşık olmamdan daha fazla (daha,daha,daha,daha)

More than I love (more, more, more, more)
Aşık olmamdan daha fazla (daha,daha,daha,daha)

More than I love myself (more than I love, more than I love)
Kendimi sevdiğimden daha fazla (Aşık olduğumdan daha fazla, aşık olduğumdan daha fazla)