You wet my eyes but I don’t mind it
I tell you lies but it’s only sometimes
You pick a fight and I’ll define it
I swear that I, I swear that I-

Gözlerimi yaşartıyorsun fakat sorun değil
Sana yalanlar söylüyorum fakat sadece bazen
Kavga çıkartıyorsun ve ben sana açıklayacağım
Yemin ederim ki ben, yemin ederim ki be-

I only called her one time, maybe it was two times
Don’t think it was three times, can’t be more than four times
Think we need to rewind, you text that boy sometimes
Must be more than three times
Didn’t mean to two-time ya, two-time ya

Onu sadece bir kez aradım, belki de iki kez
Üç kez olduğunu sanmıyorum, dörtten fazla olamaz
Bence geri sarmamız gerekiyor, mesaj atıyorsun diyorsun ki oğlum bazen
Üç kezden daha fazla olmalı
İki kez olsun istemedim, iki kez istemedim

She said that I, I should have liked it
I told her “I only use it sometimes”
Except when I, I need reminding
I’m petrified, I’m petrified

O dedi ki ben bunu beğenmeliydim
Ona dedim ki “Onu sadece bazen kullanırım.”
Sadece hatırlatmaya gerek duymadığımda
Taşlaştığımı, taşlaştığımı

But I only called her one time
Maybe it was two times?
Don’t think it was three times
Didn’t mean to two-time ya, two-time ya

Ama onu sadece bir kez aradım
Belki de iki kez?
Üç kez olduğunu sanmıyorum
İki kez olsun istemedim, ik, iki kez istemedim

You wet my eyes (You wet my eyes)
But I don’t mind it (But I don’t mind it)
I tell you lies (I tell you lies) but it’s only sometimes
You pick a fight and I’ll define it
I swear that I, I swear that I

Gözlerimi yaşartıyorsun (Gözlerimi yaşartıyorsun)
Fakat sorun değil (Fakat sorun değil)
Sana yalanlar söylüyorum (Sana yalanlar söylüyorum) fakat sadece bazen
Kavga çıkartıyorsun ve ben sana açıklayacağım
Yemin ederim ki ben, yemin ederim ki be-

I only called her one time, maybe it was two times
Don’t think it was three times, can’t be more than four times
Think we need to rewind, you text that boy sometimes
Must be more than three times
Didn’t mean to two-time ya, two-time ya

Onu sadece bir kez aradım, belki de iki kez
Üç kez olduğunu sanmıyorum, dörtten fazla olamaz
Bence geri sarmamız gerekiyor, mesaj atıyorsun diyorsun ki oğlum bazen
Üç kezden daha fazla olmalı
İki kez olsun istemedim, iki kez istemedim

(One time ya, one time ya, one time ya
Two time ya, one, I only called her one time)
Ooh, two-time ya, two-time ya
(Oh one, one time, oh, two time, three time ya
One, one time, two time, three time ya)

(Bir kez, bir kez, bir kez
İki kez, bir, onu sadece bir kez aradım)
Ooh, iki kez, iki kez
(oh bir, oh zaman, oh, iki kez, üç kez
bir, bir kez, iki kez, üç kez)

I only called her one time, maybe it was two times?
Don’t think it was three times, can’t be more than four times
Think we need to rewind, you text that boy sometimes
Must be more than three times
Didn’t mean to two-time ya, two-time ya

Onu sadece bir kez aradım, belki de iki kez
Üç kez olduğunu sanmıyorum, dörtten fazla olamaz
Bence geri sarmamız gerekiyor, mesaj atıyorsun diyorsun ki oğlum bazen
Üç kezden daha fazla olmalı
İki kez olsun istemedim, iki kez istemedim

(One time, oh, one time, three time, four time
Three time, four time, two time, three time)
You’re textin’, oh, yeah
(One time, oh, one time, three time, four time
Three time, four time, two time, three time)

(Bir kez, oh, bir kez, üç kez, dört kez
Üç kez, dört kez, iki kez, üç kez)
Mesaj atıyorsun, oh, evet
(Bir kez, oh, bir kez, üç kez, dört kez
Üç kez, dört kez, iki kez, üç kez)