The Living Tombstone – My Ordinary Life (Türkçe çeviri)

They tell me, “Keep it simple”, I tell them, “Take it slow”
I feed and water an idea so I let it grow
I tell them, “Take it easy”, they laugh and tell me “no”
It’s cool but I don’t see them laughin’ at my money though
They spittin’ facts at me, I’m spittin’ tracks, catch me?
I’m spinnin’ gold out my records, know you can’t combat me

Diyorlar ki, “basit tut”, onlara diyorum ki, “ağırdan al”
Bir fikri besleyip suluyorum böylece büyümesine izin veriyorum
Onlara diyorum ki, “sakin ol”, gülüyorlar ve bana “hayır” diyorlar
Bu havalı ama parama güldüklerini görmüyorum
Bana gerçekleri tükürüyorlar, izler tükürüyorum, beni yakalayabilir mi?
Kayıtlarımda altın çeviriyorum, benimle savaşamazsın biliyorsun

They tell me, “Jesus walks”, I tell them, “Money talks”
Bling got me chill, ’cause I’m living in an icebox
They tell me I’ve been sleepin’, I say, “I’m wide awake”
Tracks hot and ready so they call me Mister Easy-Bake
They say the grass is greener, I think my grass is dank
Drivin’ with a drank on an empty tank to the bank

Diyorlar ki, “İsa yürür”, onlara diyorum ki, “para konuşur”
Bling beni rahatlattı, çünkü bir buz kutusunda yaşıyorum
Bana uyuduğumu söylüyorlar, diyorum ki, “tamamen uyanığım”
İzler sıcak ve hazır bu yüzden bana “Bay Kolay-Pişir diyorlar
Çimlerin daha yeşil olduğunu söylüyorlar, sanırım çimlerim nemli
Bankaya boş bir tankın üzerinde içkiyle sürüyorum

Do you feel me? Take a look inside my brain
The people always different but it always feels the same
That’s the real me, pop the champagne
The haters wanna hurt me and I’m laughin’ at the pain

Beni hissediyor musun? Beynime bir göz at
İnsanlar daima farklı ama her zaman aynı hissettiriyorlar
Bu gerçek ben, şampanyayı patlat
Nefret edenler beni incitmek istiyor ve ben acıya gülüyorum

Stayin’ still, eyes closed
Let the world just pass me by
Pain pills, nice clothes
If I fall, I think I’ll fly
Touch me, Midas
Make me part of your design
None to guide us
I feel fear for the very last time

Hareketsizim, gözlerim kapalı
Dünyanın beni geçmesine izin veriyorum
Ağrı kesiciler, güzel kıyafetler
Düşersem, uçacağımı düşünürüm
Dokun bana, Midas
Beni tasarımının bir parçası yap
Bize rehberlik edecek yok
Son kez korkuyorum

They tell me that I’m special, I smile and shake my head
I’ll give them stories to tell friends about the things I said
They tell me I’m so humble, I say, “I’m turning red”
They let me lie to them and don’t feel like they’ve been misled
They give so much to me, I’m losing touch, get me?
Served on a silver platter, ask for seconds, they just let me

Bana özel olduğumu söylüyorlar, gülümsüyorum ve kafamı sallıyorum
Arkadaşlarına söylediğim şeyleri anlatmaları için hikayeler vereceğim
Bana alçakgönüllü olduğumu söylüyorlar, diyorum ki, “kızarıyorum”
Onlara yalan söylememe izin veriyorlar ve aldatılmış gibi hissetmiyorlar
Bana çok şey veriyorlar, teması kaybediyorum, anladın mı?
Gümüş tepside servis edildi, bir saniye isteyin, bana izin verdiler

They tell me I’m a god, I’m lost in the facade
Six-feet off the ground at all times, I think I’m feelin’ odd
No matter what I make, they never see mistakes
Makin’ so much bread, I don’t care that they’re just being fake
They tell me they’re below me, I act like I’m above
The people blend together but I would be lost without their love

Bana bir tanrı olduğumu söylüyorlar, cephede kayboldum
Tüm zaman yerden altı fit yüksekte, sanırım garip hissediyorum
Ne yaparsam yapayım, onlar asla hata görmezler
Çok fazla ekmek yapıyorum, sahte olmaları umurumda değil
Bana altımda olduklarını söylüyorlar, yukarıdaymış gibi davranıyorum
İnsanlar birbirine karışır ama ben onların sevgisi olmadan yok olurdum

Can you heal me? Have I gained too much?
When you become untouchable, you’re unable to touch
Is there a real me? Pop the champagne
It hurts me just to think and I don’t do pain

Beni iyileştirebilir misin? Çok mu kazandım?
Dokunulamaz olduğunda, dokunamazsın
Gerçek bir ben var mı? şampanyayı patlat
Sadece düşünmek beni incitiyor ve acı çekmiyorum

Stayin’ still, eyes closed
Let the world just pass me by
Pain pills, nice clothes
If I fall, I think I’ll fly
Touch me, Midas
Make me part of your design
None to guide us
I feel fear for the very last time

Hareketsizim, gözlerim kapalı
Dünyanın beni geçmesine izin veriyorum
Ağrı kesiciler, güzel kıyafetler
Düşersem, uçacağımı düşünürüm
Dokun bana, Midas
Beni tasarımının bir parçası yap
Bize rehberlik edecek yok
Son kez korkuyorum

Lay still, restless
Losing sleep while I lose my mind
All thrill, no stress
All my muses left behind (left behind)
World is below
So high up, I’m near-divine (I’m so high up)
Lean in, let go
I feel fear for the very last time

Hala uzanıyorum, huzursuz
Aklımı kaybederken uykumu kaybediyorum
Tüm heyecan, stres yok
Tüm ilham perilerim geride kaldı (geride kaldı)
Dünya aşağıda
Çok yüksekte, nerdeyse ilahiyim (çok yüksekteyim)
Eğil, bırak
Son kez korkuyorum