This world has brought you down to your knees (Bu dünya seni dizlerinin yanına getirdi) You’re not alone (yalnız değilsin) Everybody needs to believe in something (Herkesin bir şeylere inanmaya ihtiyacı var) To believe in one thing (Bir şeye inanmak) I believe in you (Sana inanıyorum) Living your life like it’s on the break (Hayatında




