Djo – End of Beginning ( Türkçe Çeviri )
Just one more tear to cry
Ağlayacak sadece bir gözyaşı daha kaldı
*(“One more” vurgusu: Son bir kez, bitirmek üzere olan bir acıyı ifade eder)*
One teardrop from my eye
Gözümden sadece bir damla yaş
You better save it for
Onu saklasan iyi olur
The middle of the night
Gecenin bir yarısı için
*(Gece, duyguların en yoğun ve savunmasız hissedildiği zaman dilimidir)*
When things aren’t black and white
Hiçbir şeyin siyah beyaz olmadığı zamanlarda
*(Kararsızlık, belirsizlik ve gri tonların hüküm sürdüğü anlar)*
Enter, Troubadour
Giriyor, Troubadour
*(Troubadour: Orta Çağ’da gezgin şair-şarkıcı. Burada kişinin iç sesi veya anıları hatırlatan bir metafor olabilir)*
“Remember twenty-four?”
“Yirmi dördü hatırlıyor musun?”
*(Muhtemelen önemli bir yaşı (24) veya bir tarihi işaret ediyor)*
And when I’m back in Chicago, I feel it
Ve Chicago’ya döndüğümde, onu hissediyorum
Another version of me, I was in it
Başka bir versiyonumdum, ona dahildim
*(Şehirdeyken giydiği, artık yabancısı olduğu bir eski benliği)*
I wave goodbye to the end of beginning
Başlangıcın sonuna el sallıyorum
*(Ana metafor. Bir dönemin, bir ilişkinin veya bir hayat evresinin “başlangıç aşamasının bittiği o an”a veda ediyor)*
This song has started now
Bu şarkı şimdi başladı
And you’re just finding out
Ve sen daha yeni fark ediyorsun
Now isn’t that a laugh?
Komik değil mi bu?
*(Acı bir ironi. Her şey bitmek üzereyken, dinleyici/diğer kişi olayın farkına varıyor)*
A major sacrifice
Büyük bir fedakarlık
But clueless at the time
Ama o zamanlar hiçbir fikrim yoktu
*(Yapılan fedakarlığın değeri sonradan anlaşılıyor)*
Enter, Caroline
Giriyor, Caroline
*(Belirli bir kişi, muhtemelen geçmişte yol gösteren veya teselli eden biri)*
“Just trust me, you’ll be fine”
“Sadece bana güven, iyi olacaksın”
And when I’m back in Chicago, I feel it
Ve Chicago’ya döndüğümde, onu hissediyorum
Another version of me, I was in it
Başka bir versiyonumdum, ona dahildim
I wave goodbye to the end of beginning
Başlangıcın sonuna el sallıyorum
(Goodbye, goodbye, goodbye, goodbye)
(Hoşçakal, hoşçakal, hoşçakal, hoşçakal)
You take the man out of the city, not the city out the man
Adamı şehirden çıkarabilirsin, ama şehri adamdan çıkaramazsın
*(Özdeyiş. Kişinin yetiştiği, şekillendiği yerin onun kimliğinin kalıcı bir parçası olduğunu söyler. Chicago bu kişinin doğasının bir parçası)*
You take the man out of the city, not the city out the man
Adamı şehirden çıkarabilirsin, ama şehri adamdan çıkaramazsın
You take the man out of the city, not the city out the man
Adamı şehirden çıkarabilirsin, ama şehri adamdan çıkaramazsın
You take the man out of the-
Adamı şehirden çıkarabilirsin, ama-
And when I’m back in Chicago, I feel it
Ve Chicago’ya döndüğümde, onu hissediyorum
Another version of me, I was in it
Başka bir versiyonumdum, ona dahildim
Oh, I wave goodbye to the end of beginning
Oh, başlangıcın sonuna el sallıyorum
(Goodbye, goodbye)
(Hoşçakal, hoşçakal)



