Now Reading: FanFic: Story Of My Life 1×2

Loading
svg

FanFic: Story Of My Life 1×2

Haber   /   Harry Styles   /   SanatçıMart 24, 2014Legros
svg159

Bölüm İki: Kıskançlık

“İslami düğün mü olacak, hırıstiyan düğünü mü?” dedi Nial. Hiç eksik olmayan neşesi daha bir güçlüydü bugün. Arkadaşının “gerçek aşkı” bulmasındandır diye düşünmekten kendimi alamamıştım.
Lou bunaldığımı gördüğünden beri bana gizli gizli komik suratlar yapıyor, güldürmeye çalışıyordu. Bilmiyor ki Türk kızlarının ne kadar nazlı olabildiğini. Ona odaklanıp, gülemiyordum bile.
Aklım hala Zayn ve Pembe peluş sevgilisindeydi, ben daha iyiydim. Yemek yapan, yapılı, dans eden, şarkı söyleyen, okuyan, komik ben. Zaten yetenkli olduğum için kazanmıştım yarışı. Tabiki ben o kız bozmasından daha iyiydim. Asıl Zayn beni kıskanmalıydı!
Neyini kıskanıyordum ki zaten? Zayn’le arkadaş denecek kadar bile yakın değildik, tanışmıştık sadece. Kıskanacak bir durum yoktu, ne kaslı ince yapılı vücüdu, ne derin gözleri, ne koyu mükemmel saçları, uzun kirpikleri, elini saçlarının arasında gezdirip çevreye bakış atması, muzip gülüşü… Belki de kıskanıyordum, azıcık… Çok azcık. Ben tüm One Direction üyelerini kıskanıyordum, bu ona özel değildi ki.
Topla kendini… Yarışmayı kazanmasan evde “Bir kez görsem noooolur” diye haykırıyor olurdun. Evleniyorsa ne var, sen tanıştın ya dedi içimdeki ses. Onun için sevinmeliydim, ama şu an kıskançlık ve öfke başka bir şey hissetmeme izin vermiyordu. Ben de kıskançlığın ele geçirmesine izin verdim. Umarım pembe peruk bebeğin üstüne uçak falan düşer. Sesli söylemiş olma ihtimalimi kontrol ettim, şok olan yoktu, öfkeli bakışlar da… Umarım uçak üstüne düştükten sonra patlar
-Ayrıntıları ailemize bıraktık, şimdilik sadece kutlamaya bakalım. dedi Zayn, gevşeyip koltuğa gömüldü. Kaslarının gevşeyip haraketlenmesiyle, dövmeleri hafifçe dalgalanmış canlı gibi durmuştu. Her birini tek tek seviyordum, biri hariç… Şu anime kız, sağ kolundaki Perrie animesi. Ona yakışmıyordu, layık da değil bu dövme o kola. Gereğinden fazla yer kaplıyordu ve gereksizdi.
Yanlarında kaldığım süre boyunca Zayn’i bir kez üstsüz görmüştüm. Konserden sonraydı, saat geçti. Yatmaya hazırlanırken fütursuzca tişörtünü çıkarmıştı. Ağzında diş fırçası, kot pantolonuyla yarım saat umursamaz bir şekilde otelin kral dairesinde dolanmıştı. Önümdeki kitapla meşgulmüş gibi yapmak, ağzımın suyunu akıtmamak için tüm irademi sonuna kadar kullanmış ama yine de vücüdünu cömertçe sergilediği her anın tadını çıkarmıştım. Liam bir ara omzumu sıkıp bir kaş hareketiyle beni uyarma gereği duymuştu.
İlk gün kırdığım potla Liam benim ne kadar çabuk kendimi kaptırdığımı, heyecanlandığımı anlamış ve bir daha olmaması için bana göz kulak olmaya başlamıştı, her kendimi utandırdığımda durumu kurtarmayı başarıyordu. Sözde ben onlara göz kulak olmak için burdaydım.
Aklımdaki düşüncelerde ne kadar kaybolmuştum bilmiyorum ama tanıdık bir el omzuma değdi, sarsılıp kendime geldiğimde yanımda Liam bir çocuğu şeker aşırırken yakalamış gibi bana bakıyordu. Nial, Lou ve Zayn hala koyu bir sohbetdeydiler. Harry kimbilir neredeydi.
Sohbette bir kez daha “seviyorum” dendiğini duyunca kıskançlık nefesimi kesti. Mantıklı yanım bile Yeter ama dedi için için. Liam gerildiğimi farketmişti, bakışlarımı yakaldı endişeli gibiydi. Tek kelime edecek halim yoktu. Kollarında ani bir hareketle kurtuldum ve balkona doğru hışımla yürüdüm.
Arkadan Nial’in “Nesi var ki şimdi?” dediğini duydum bir ara. Sadece Liam ve Louis iyi olmadığımı biliyordu ve sadece Liam sebebini biliyordu. Bu konu Zayn’den ibaret değildi, hepsiydi. Erkek olsam, dört eş alacak olsam. Dördü de onların arasından olurdu.
Balkonun korkuluğuna dayandım, şehrin gecesi ve gürültüsü, aşağıda haykıran ve yerimde olmayın dileyen hayran kitlesi, ışıklar… İstanbul. Bu bile stresimi alamamıştı, gözlerimin dolduğunu hissetim. Ne yani? Arkadaş bile değilsiniz, ağlayacak mısın onun için? Galiba gerçekten ağlıyordum. Bu kadar takıntılı olamam dedim kendime. Balkondaki sandalyede Harry’nin beresi duruyordu, hayran kızlara fırlattım. Bunun için çıldırmalarını izlemek bana daha normal hissetirmişti. Harry zaten takmazdı bir bereye, karşılığında bir öpücük falan isterdi. Ben de kızmış gibi yapardım. Ondan hoşlandıysan zoru oyna. demişti Liam Harry’den bahsederken.
Sırtımda güçlü bir el hissettim, karanlıkta kalan gözükmemeye çalışan biri.
-Hiçbir şeyi batırmadın. dedi koruyucum.
Sakin gibiydi. Hayranlara gözükmemeye dikkat çekmemeye çalışıyordu. Beni balkonun kenarındaki gölgelere çekti. Elini yanaklarımda dolaştırdi, göz yaşlarımı nazik bir hareketle sildi. Dostça, güven veren, huzur veren, emin bir hareketlerle. O an farkettim ki, beş üyeyi de kıskanmıyordum. Liam’ı kıskanmıyordum. O abi gibiydi, dost, arkadaş. O beni korur kollardı. Birbirimize değere de veriyorduk ama bu o şekilde değildi. Kendimi daha huzurlu hissetim. Sırlarımı, derdimi anlatabileceğim birini bulmuştum. Kıskanmadan kız-erkek konularında destek alacağım biri.
-Kıskanman normal, aşağıdaki hayranlar attığın berenin parçaları için birbirini kıskancak. Deli gibi. Sen ise tanıştığın, hayran olduğun birinin başkasıyla ömür boyu birlikteliğini kıskanıyorsun. Fazlasıyla normal. dedi.
Her kelimesi utancıma merhem oluyordu. Vefakar bir gülümsemesi vardı. Ona güvendiğimi hissettim, dürüst olabilirdim.
-Ağlayacaksan burada ağla, içeride sorun olur. dedi gülümsemesiyle. O an kırıldım göz yaşlarımın şelale gibi akmasına izin verdim. Güçlü kollarını bana sıkıca doladı, başımı göğsüne yasladım. Buraya ait hissediyordum, sevgili olarak değildi. Şüphe, suçluluk, korku, kıskançlık duymadan; vefakar arkadaşın, hatta dostun kollarındaydım. Beni sıkı sıkı tutan ve asla düşmeme izin veremeyecek koruyucumun.
-Ben hep buradayım Arya. dedi melek sesiyle. “Ben hep buradayım”

svg
svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Yorum Bırak

Loading
svg To Top
  • 1

    FanFic: Story Of My Life 1×2

Hızlı Yönlendirme