It’s hard to believe
(İnanmak zor)
You don’t remember me at all
(Beni hiç hatırlamadığına)
Am I hard to recognize?
(Hatırlanması zor biri miyim?)
You say “nice to meet you” every time
(Her seferinde tanıştığımıza sevindim diyorsun)
Yeah and I made you laugh
(Evet ve seni güldürdüm)
I still remember what I said
(Ne söylediğimi hala hatırlıyorum)
Guess I shouldn’t be surprised
(Sanırım şaşırmamalıydım)
You say “nice to meet you” every time
(Her seferinde tanıştığımıza sevindim diyorsun)

I know we got a lot of mutual friends
(Biliyorum çok fazla ortak arkadaşımız var )
Don’t say my name, don’t come up in your conversations, yeah
(Adımı söyleme, konuşmalarında kullanma, evet)

Who crowned you queen of
(Seni kim kraliçe olarak taçlandırdı)
You think you’re too cool
(Çok havalı olduğunu düşünüyorsun)
Making beautiful look ugly
(Güzeli çirkin gösteriyorsun)
The way you put yourself above me
(Kendini üstüme atma şeklin)
You treat me like I got nothin’ on you
(Senin için bir hiçmişim gibi davranıyorsun)
Making beautiful look ugly
(Güzeli çirkin gösteriyorsun)
You ain’t the ruler of no country
(Hiçbir ülkenin hükümdarı değilsin)
Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı?)

I shouldn’t stress about
(Endişelenmemeliyim)
The fact you’re not impressed
(Gerçek seni meraklandırmıyor)
Are you playing hard to get?
(Zoru mu oynuyorsun?)
Or maybe you’re not interested
(Ya da belki meraklı değilsin)
I don’t understand
(Anlamıyorum)
Why everybody thinks you’re sweet
(Herkesin neden seni tatlı bulduğunu)
‘Cause I see the opposite
(Çünkü ben aksi buluyorum)
No, you’re not so innocent
(Hayır, çok masum değilsin)

I see the way you’re lookin’ through me right now
(Şimdi bana nasıl baktığını görüyorum)
To see if there’s somebody cooler around, yeah
(Etrafta daha havalı birlerinin olup olmadığını görmek için, evet)

Who crowned you queen of
(Seni kim kraliçe olarak taçlandırdı)
You think you’re too cool
(Çok havalı olduğunu düşünüyorsun)
Making beautiful look ugly
(Güzeli çirkin gösteriyorsun)
The way you put yourself above me
(Kendini üstüme atma şeklin)
You treat me like I got nothin’ on you
(Senin için bir hiçmişim gibi davranıyorsun)
Making beautiful look ugly
(Güzeli çirkin gösteriyorsun)
You ain’t the ruler of no country
(Hiçbir ülkenin hükümdarı değilsin)
Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı? )

No, no, no, no
(Hayır, hayır, hayır, hayır)
Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı? )
Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı? )

Who crowned you queen of
(Seni kim kraliçe olarak taçlandırdı)
You think you’re too cool
(Çok havalı olduğunu düşünüyorsun)
Making beautiful look ugly
(Güzeli çirkin gösteriyorsun)
The way you put yourself above me (nah, yeah)
(Kendini üstüme atma şeklin , nah , evet)
You treat me like I got nothin’ on you
(Senin için bir hiçmişim gibi davranıyorsun)
Making beautiful look ugly (making beautiful look ugly)
(Güzeli çirkin gösteriyorsun, güzeli çirkin gösteriyorsun)
You ain’t the ruler of no country (you ain’t the ruler of no country babe)
(Hiçbir ülkenin hükümdarı değilsin, hiçbir ülkenin hükümdarı değilsin bebeğim)

Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı? )
Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı? )
Yeah, you think you’re too cool, no
(Evet, çok havalı olduğunu düşünüyorsun, hayır)
Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı? )
Who made you the queen?
(Seni kim kraliçe yaptı? )