Şu An Okunuyorsun: FanFic: Story Of My Life 1×1

Loading
svg

FanFic: Story Of My Life 1×1

Anasayfa   /   Haber   /   Harry Styles   /   One Direction   /   Sanatçı   /   Zayn MalikMart 7, 2014Legros
svg215

Bölüm Bir: Koruyucu Melek
“…herşey ayarlandı, mükemel bir rehberiniz var. Şehri gezdirecek; yemek, konaklama, eğlence işleri ile ilgilenecek. Özenle seçtik, en iyisini. Hiç kolay olmadı.”
Nial elinde boş tabakla açık büfenin başında dikilmiş, yarım saattir yemeklere iştahsızca -sadece- bakıyordu:
-Yemeği ayarlasında, gerisini boşver.
-Ne oldu yetmedi mi Nialler?
Bu onun sesiydi, hep kulaklıklardan duyduğum her röportajını dinlediğim erkek… Onun sesiydi, kapının arkasonda beni bekliyordu. Denizler, kilometreler yoktu artık, sadece bir kapı.
-Hayır sadece iştahımı kapattılar. diye homurdandı Nial.
Harry bakışlarını kapıya çevirdiği anda geriye sıçradım, o bakışlara duyduğum merak içimi yaksa da, ilk izlenimimi “röntgenci” olarak yaratmak?? Ben almıyım. Yeşil gözlerini tembelce Nial’a çevirdi:
-Demek dipsiz kuyunun da iştahı kapanabiliyor.
Menajerleri geriliyordu: kıravatını düzeltti, boğazını temizledi. Beş ele avuca sığmaz delikanlı, dikkatlerini çekebilecek sayılı şeyler vardı: yemek, bilgisayar oyunları, kızlar, yemek…
-Beyler biraz dikkatiniz toplar mısınız?
Kimse takmadı Nial hala boş gözlerle yemeklere bakıyordu, Zayn kulaklıklarından gelen müzikte adeta kaybolmuştu, Harry telefonunda Flapy Bird’teki rekorunu kırmak için uğraşıyordu, Louis bir dergiyi inceliyordu. Sadece Liam gerçekten menajerin sözlerine ilgi duyar gibiydi:
-Peki bu kız şehri biliyor mu? dedi Liam
-Şehirde büyümüş.
Konuşmayı dinlerken İstanbullu olmanın mutluluğunu bir kez daha yaşadım. “Evet şehri biliyorum, evimi görmek ister misin?” İçimdeki ses kendi kendine cevap vermeye başlamıştı bile.
-Yemekler ne olacak? dedi Nial
“Ben seni ellerimle beslerim”
-Sürekli otelde mi kalacağız?
“Yanınızda olduğum sürece heryere götürürüm sizi”
-Akşamları otelde etkinlik var mı?
“Ben ayarlarım”
Kendi kendime cevaplarımı seçiyordum, hala aramızda bir duvar olması fikri kalbimi hızlandırıyor, nefesimi kesiyordu. “Sakin ol” dedim sessizce, “İlk izlenimini iyi yaratmalısın. Histerik görünme, ağır başlı ol…” Bunu düşünürken bile elimi sıkarlar mı diye düşünmeye başladığımı farkedince umudumu çöpe attım. “Sadece tuhaf olma, daha iyisini yapamam zaten.” Yavaşça kapıyı tıklattım, kalp atışlarım başımda yankılanıyordu. “Sakin ol”. Menajerin sesi duyuldu. “Sakin ol.” Kapıya yaklaşan adımlar. “Derin bir nefes al.” Kapı koluna değen elin tıkırtısı. “Şimdi de nefes ver.” Kapı kolunun dönüşü. Kalp atışlarım. Nefes almayı unutuşum. Kapının açılması… Herşey sahneler halindeydi, heyecan gözlerimi neredeyse kör etmişti, kapı ardına kadar açıldı. Oradaydılar, kapının anahtar deliğinden bakmıyordum artık. Orada dikilmiştim, bana bakıyorlardı, nefes alıyorlardı, gerçekti.
Harry ekranda görünce bile içimi eriten o gülümsemesiyle bir selam verdi. Gözlerimi bile kırpmadım, zaten ezberimde olsada gamzelerini hafızama -bir kez daha- kazımam gerekiyordu.
-O iyi mi? dedi Nial menajere. Sonra bana dönüp:
-Ağlamayacaksın değil mi? Çünkü bazen ağlayanlar oluyor. Lütfen, lütfen şimdi ağlama.
Ancak bu sözler üzerine yüzümün halini farkettim. “Tuhaf olma” ne mükemmel bir başlangıç…
-Ben… Ben ağlamam, merak etme. Yani sevmediğimden değil. Sizi çok seviyorum, ama arkadaş olarak.. Yok arkadaş olarak değil. Daha tanışmadık, kassettiğim bu değil. Ama seviyorum sizi, arkadaş olarak değil. Ama diğer şekilde de değil. O şekilde sevmem demiyorum kim bilir. Sadece bunu kastedmemiştim, yoksa cidden o şekilde de severdim herhalde. Posterleri öptüğüm oluyor…
Söylediğimi farkettiğim anda dondum, hafifçe dudağımı ısırdım. Gerildiğimde hep yaptığım birşey, “Lütfen salaklığımı sevimli bulsunlar”. “Batırdın” dedi içimdeki ukala. Herkes ürkmüş gözüküyordu, öyle gece terk edilmiş eve girince olan ürkme değil. Önünde biri burnuna birşey sokmak gibi tuhaf birşey yapınca olan ürkmeydi bu. “Batırdım”. Liam tereddütle bakışlarını arkadaşlarının üstünde gezdirdi. Tek ürkmeyen o gibiydi, gerilmiş gibiydi. Bu rezilliğin içinde bile alnının hafifçe kırışmasını çenesini sıkmasını memnuniyetle izlemiştim, bir an bana göz kırptığına yemin bile edebilirdim. Sonra bir anda kahkahalara boğuldu, ne olduğunu anlamamıştım ama ortam bir anda yumuşadı. Diğerleri de onunla gülmeye başladı. Ben farkında olmadan vazo kırmış bir çocuk gibi utançla gülümsemeye başlamıştım. Liam:
-Tamam derin bir nefes al da baştan başlayalım istersen, ben Liam.
-Biliyorum. dedim hemen marifetmiş gibi “Elbette biliyorsun sersem bunu onlar da biliyor” sonra derince bir nefes çektim ve:
-Afedersin.. Ben, ben de Arya memnun oldum. diyerek elimi uzattım, elimi nazikçe sıkmasıyla vücudumu tatlı bir uyuşukluk sardı. “Lütfen yüzüme yansımasın” Hepsi yumuşamış gibiydi, skandala dönmemişti. Kurtulmuştum… Kurtarılmıştım, oğlanlar aralarında şakalaşıp sırayla benimle tanışırken bir an için kurtarıcımı gördüm. Liam bana bir kez daha göz kırptı ve dudaklarıyla “Önemli değil” dedi… Koruyucu meleğim beni izliyordu.

svg
svg

What do you think?

It is nice to know your opinion. Leave a comment.

Yorum Bırak

Loading
svg Yukarı Çık
  • 1

    FanFic: Story Of My Life 1×1

Hızlı Yönlendirme