| I took a page out of your favorite book | En sevdiğin kitaptan bir sayfa aldım |
| You sold me lies just by the way you look | Bana sadece bakışınla yalanlar sattın |
| Taught me a language that I never speak | Bana hiç konuşmadığım bir dil öğrettin |
| Baby, that ain’t for me | Bebeğim, bu bana göre değil |
| That, that ain’t for me | Bu, bu bana göre değil |
| I dug my grave watching the way you move | Hareketlerini izlerken mezarımı kazdım |
| You took me higher than I ever flew | Beni hiç uçmadığım kadar yükseğe çıkardın |
| Too many times, gave you a second chance | Sana çok kez ikinci bir şans verdim |
| Baby, I’m just a man | Bebeğim, ben sadece bir adamım |
| I’m, I’m just a man | Ben, ben sadece bir adamım |
| No more thinking about you late night | Artık geç saatlerde seni düşünmek yok |
| No more running around with your friends now | Artık arkadaşlarınla dolanmak yok |
| Done picking up pieces of my soul up off the floor | Ruhumun parçalarını yerden toplamayı bitirdim |
| I said I would die for you, baby | Senin için öleceğimi söylemiştim, bebeğim |
| But I can’t take this pain no more | Ama bu acıya daha fazla katlanamam |
| I thought I was willing | İstediğimi sanmıştım |
| But tonight I save my life when I showed you the door | Ama bu gece kapıyı gösterdiğimde hayatımı kurtardım |
| I don’t want to lose you, baby | Seni kaybetmek istemiyorum, bebeğim |
| But I can’t play this game no more | Ama bu oyunu artık oynayamam |
| I thought it would kill me | Beni öldüreceğini sanmıştım |
| But tonight I saved my life when I showed you the door | Ama bu gece kapıyı gösterdiğimde hayatımı kurtardım |
| You never thought this day would ever come | Bu günün geleceğini hiç düşünmemiştin |
| But I looked you in the eyes and pulled the rug | Ama gözlerinin içine baktım ve halıyı çektim |
| You tried to take away my sanity | Aklımı almaya çalıştın |
| Baby, that ain’t for me | Bebeğim, bu bana göre değil |
| That, that ain’t for me | Bu, bu bana göre değil |
| Oh, no more thinking about you late night | Oh, artık seni geç saatlerde düşünmek yok |
| No more running around with your friends now | Artık arkadaşlarınla koşuşturmak yok |
| Done picking up pieces of my soul from up the floor | Ruhumun parçalarını yerden toplamayı bitirdim |
| I said I would die for you, baby | Senin için öleceğimi söyledim, bebeğim |
| But I can’t take this pain no more | Ama bu acıya daha fazla katlanamam |
| I thought I was willing | İstediğimi sanmıştım |
| But tonight I saved my life when I showed you the door | Ama bu gece kapıyı gösterdiğimde hayatımı kurtardım |
| I don’t want to lose you, baby | Seni kaybetmek istemiyorum, bebeğim |
| But I can’t play this game no more | Ama bu oyunu artık oynayamam |
| I thought it would kill me | Beni öldüreceğini sanmıştım |
| But tonight I saved my life when I showed you the door | Ama bu gece kapıyı gösterdiğimde hayatımı kurtardım |
| When I showed you the door | Kapıyı gösterdiğimde |
| When I showed you the door | Kapıyı gösterdiğimde |
| But tonight I saved my life | Ama bu gece hayatımı kurtardım |
| I said I would die for you, baby | Senin için öleceğimi söyledim, bebeğim |
| But I can’t take this pain no more | Ama bu acıya daha fazla katlanamam |
| I thought I was willing | İstediğimi sanmıştım |
| But tonight I saved my life when I showed you the door | Ama bu gece kapıyı gösterdiğimde hayatımı kurtardım |
| I don’t want to lose you, baby (I don’t want to lose you, baby) | Seni kaybetmek istemiyorum, bebeğim (Seni kaybetmek istemiyorum, bebeğim) |
| But I can’t take this game no more | Ama bu oyunu daha fazla oynayamam |
| I thought it’d kill me (I thought it’d kill me) | Beni öldüreceğini sanmıştım (Beni öldüreceğini sanmıştım) |
| But tonight I saved my life when I showed you the door | Ama bu gece kapıyı gösterdiğimde hayatımı kurtardım |