| Riding ’round in my Cadillac | Cadillac’ımda turluyorum |
| Thinking ’bout the day that I first saw you | Seni ilk gördüğüm günü düşünüyorum |
| Nothing compares to what we had, and baby, that won’t change | Sahip olduğumuz şeyle kıyaslanacak hiçbir şey yok, ve bu asla değişmeyecek bebeğim |
| I want you, babe | Seni istiyorum bebeğim |
| I still want you, baby | Hala seni istiyorum bebeğim |
| I still want you | Hala seni istiyorum |
| Summer days with my honey | Balımla yaz günleri |
| Worried ’bout not a thing | Hiçbir şey hakkında endişelenmiyorum |
| Back in the day when things were easier than a breeze | Her şeyin esintiden bile daha kolay olduğu zamanlar |
| Who knew that kiss was the last one? | O öpücüğün sonuncusu olduğunu kim bilebilirdi ki? |
| I never thought we would change | Hiçbir zaman değişeceğimizi düşünmemiştim |
| Baby, I’m missing you | Bebeğim, seni özlüyorum |
| Oh, we shoulda been forever but we fell apart | Ah, sonsuza kadar birlikte olmalıydık ama dağıldık |
| Might have separated, but you took my heart | Ayrılmış olabiliriz ama kalbimi aldın |
| Always knew I wasn’t really over us | Bizimle gerçekten bitmediğimi hep biliyordum |
| Sometimes I catch myself | Bazen kendimi yakalıyorum |
| Riding ’round in my Cadillac | Cadillac’ımda turluyorum |
| Thinking ’bout the day that I first saw you | Seni ilk gördüğüm günü düşünüyorum |
| Nothing compares to what we had, and baby, that won’t change | Sahip olduğumuz şeyle kıyaslanacak hiçbir şey yok, ve bu asla değişmeyecek bebeğim |
| I want you, babe | Seni istiyorum bebeğim |
| I still want you, baby | Hala seni istiyorum bebeğim |
| I still want you, you, yeah | Hala seni istiyorum, evet |
| Memories last forever, so how could I just forget? | Anılar sonsuza kadar sürer, peki nasıl unutabilirim? |
| Made everything from nothing ’cause time was all we spent | Hiçbir şeyden her şeyi yarattık çünkü tek harcadığımız zamandı |
| Oh, we shoulda been forever but we fell apart | Ah, sonsuza kadar birlikte olmalıydık ama dağıldık |
| Might have separated but you took my heart | Ayrılmış olabiliriz ama kalbimi aldın |
| Always knew I wasn’t really over us | Bizimle gerçekten bitmediğimi hep biliyordum |
| Sometimes I catch myself | Bazen kendimi yakalıyorum |
| Riding ’round in my Cadillac | Cadillac’ımda turluyorum |
| Thinking ’bout the day that I first saw you | Seni ilk gördüğüm günü düşünüyorum |
| Nothing compares to what we had, and baby, that won’t change | Sahip olduğumuz şeyle kıyaslanacak hiçbir şey yok, ve bu asla değişmeyecek bebeğim |
| I want you, babe | Seni istiyorum bebeğim |
| I still want you, baby | Hala seni istiyorum bebeğim |
| I still want you, you, yeah | Hala seni istiyorum, evet |
| Mm, oh baby, oh babe | Mm, ah bebeğim, ah bebeğim |