Eminem – Beautiful (Türkçe Çeviri)
[Intro]
Lately I’ve been hard to reach.
I’ve been too long on my own.
Everybody has a private world.
Where they can be alone.
Are you calling me?
Are you trying to get through?
Are you reaching out for me.
Then I’m reaching out for you.
Son zamanlarda bana ulaşmak oldukça zordu.
Uzun süre kendi başıma kaldım.
Herkesin kendine özel bir dünyası vardır.
Yalnız kalabildikleri.
Bana mı sesleniyorsun?
Yetişmeye mi çalışıyorsun?
Bana uzanmaya mı çalışıyorsun?
Sana uzanmaya çalışıyorum.
[Verse 1]
I’m just so fuckin’ depressed.
I just can’t seem to get out this slump.
If I could just get over this hump,
But I need somethin’ to pull me out this dump.
I took my bruises, took my lumps.
Fell down and I got right back up.
But I need that spark to get psyched back up.
In order for me to pick the mic back up,
I don’t know how or why or when.
I ended up in this position I’m in.
I’m starting to feel distant again.
So I decided just to pick this pen.
Up and try to make an attempt to vent.
But I just can’t admit or come to grips with the fact.
That I may be done with rap, I need a new outlet.
And I know some shit’s so hard to swallow.
But I just can’t sit back and wallow.
In my own sorrow, but I know one fact:
I’ll be one tough act to follow, one tough act to follow.
I’ll be one tough act to follow.
Here today, gone tomorrow.
But you’d have to walk a thousand miles.
Kahrolası depresyondayım.
Bu çöküşten kurtulmaya çalışıyor gibi görünüyorum.
Bu kamburdan kurtulabilseydim,
Fakat beni bu çöplükten kurtaracak birine ihtiyacım var.
Yara aldım, topak aldım.
Düştüm ve hemen doğruldum.
Aklımı geri yüklemek için bu kıvılcıma ihtiyacım var.
Bu mikrofonu geri almak için,
Nasıl kıpırdatmam gerek bilmiyorum.
Ve içinde bulunduğum pozisyonda öylece kalakaldım.
Yeniden uzak hissetmeye başlıyorum.
Bu yüzden sadece bu kalemi kaldırmaya karar kıldım.
Kaldırmaya ve bendeki bu siniri yatıştırmak için bir girişimde bulunmaya.
Ama sadece kabul edemiyorum ya da bu gerçekle anlamaya başlıyorum.
Belki de rap ile işim kalmadı, yeni bir çıkış alanına ihtiyacım var.
Biliyorum ki bazı b*kları yutmak zordur.
Ve ben sadece oturup acı çekemiyorum.
Kendi derdimdeyim.
Ve sadece şunu biliyorum:
Takip edilmesi çetin bir harekete dönüşeceğim. Takip edilmesi zor bir hareket.
Takip edilmesi zor bir hareket.
Şimdi buradayım, yarın gideceğim.
Ama bin mil yürümek zorundasın.
[Chorus]
In my shoes, just to see what it’s like to be me.
I’ll be you, let’s trade shoes.
Just to see what it’d be like to.
Feel your pain, you feel mine.
Go inside each other’s minds.
Just to see what we find.
Look at shit through each other’s eyes.
But don’t let ’em say you ain’t beautiful.
They can all get fucked, just stay true to you.
Don’t let ’em say you ain’t beautiful.
They can all get fucked, just stay true to you.
Kendini benim yerime koy, sadece ben olmak nasıl bir şeymiş bunu görmek için.
Ben sen olacağım, hadi yer değiştirelim.
Sadece nasıl olacağını görmek için.
Acını hissediyorum, sen de acımı hisset.
Birbirimizin aklının içine girelim.
Sadece ne bulduğumuzu görmek için.
Bu b*ka birbirimizin gözünden bakalım.
Ama onlara güzel olmadığını söylemelerine izin verme.
Hepsinin canı cehenneme, sen kendin için doğru olanla kal(sen kendi doğrunla kal).
Onlara güzel olmadığını söylemelerine izin verme.
Hepsinin canı cehenneme, sen kendin için doğru olanla kal(sen kendi doğrunla kal).
[Verse 2]
I think I’m starting to lose my sense of humor.
Everything’s so tense and gloom.
I almost feel like I gotta check the temperature.
Of the room, just as soon as.
I walk in, it’s like all eyes on me.
So I try to avoid any eye contact.
‘Cause if I do that, then it opens a door.
For conversation like I want that.
I’m not lookin’ for extra attention.
I just wanna be just like you.
Blend in with the rest of the room.
Maybe just point me to the closest restroom.
I don’t need no fuckin’ man-servant.
Tryna follow me around and wipe my ass.
Laugh at every single joke I crack.
And half of ’em ain’t even funny, like, “Ha!
Marshall, you’re so funny, man.
You should be a comedian, goddamn!”
Unfortunately I am.
I just hide behind the tears of a clown.
So why don’t you all sit down?
Listen to the tale I’m about to tell.
Hell, we don’t gotta trade our shoes.
And you ain’t gotta walk no thousand miles.
Sanırım espri anlayışımı kaybetmeye başlıyorum.
Her şey çok gerici ve üzüntülü.
Neredeyse odada ısıyı kontrol etmem gerektiğini hissediyorum.
Odaya girdiğim andan itibaren.
Sanki bütün gözleri üzerime çektim.
Bu yüzden herhangi bir göz temasından kaçınıyorum.
Çünkü eğer göz göze gelirsem, bir sohbete daha kapı açılır.
Sanki ben bunu istiyormuşum gibi.
Fazla ilgi istemiyorum.
Ben sadece tam da senin gibi olmak istiyorum.
Odanın geri kalan kısmıyla karışmak,
Belki de bana en yakın tuvaleti işaret gösteriyor.
Kahrolası bir uşak istemiyorum.
Etrafımda takip ederek dolanıp duran, kıçımı silen.
Yaptığım esprilerin hepsine gülen.
Ve bunların yarısı bile komik değil.
“Ah Marshall, sen çok matrak adamsın, sen bir komedyen olmalısın, lanet olsun.”
Ne yazık ki öyleyim, ama sadece bir palyaçonun gözyaşları ardına gizleniyorum.
Öyleyse neden hepiniz oturmuyorsunuz?
Anlatmak üzere olduğum hikayeye kulak verin.
Cehennem, ayak değiştirmek zorunda değiliz.
Ve millerce yürümek zorunda değilsiniz.
[Chorus]
In my shoes, just to see what it’s like to be me.
I’ll be you, let’s trade shoes.
Just to see what it’d be like to.
Feel your pain, you feel mine.
Go inside each other’s minds.
Just to see what we find.
Look at shit through each other’s eyes.
But don’t let ’em say you ain’t beautiful.
They can all get fucked, just stay true to you.
Don’t let ’em say you ain’t beautiful.
They can all get fucked, just stay true to you.
Kendini benim yerime koy, sadece ben olmak nasıl bir şeymiş bunu görmek için.
Ben sen olacağım, hadi yer değiştirelim.
Sadece nasıl olacağını görmek için.
Acını hissediyorum, sen de acımı hisset.
Birbirimizin aklının içine girelim.
Sadece ne bulduğumuzu görmek için.
Bu b*ka birbirimizin gözünden bakalım.
Ama onlara güzel olmadığını söylemelerine izin verme.
Hepsinin canı cehenneme, sen kendin için doğru olanla kal(sen kendi doğrunla kal).
Onlara güzel olmadığını söylemelerine izin verme.
Hepsinin canı cehenneme, sen kendin için doğru olanla kal(sen kendi doğrunla kal).
[Verse 3]
Nobody asked for life to deal us.
With these bullshit hands we’re dealt.
We gotta take these cards ourselves.
And flip ’em, don’t expect no help.
Now, I could’ve either just sat on my ass.
And pissed and moaned.
Or take this situation in which I’m placed in.
And get up and get my own.
I was never the type of kid.
To wait by the door and pack his bags.
And sat on the porch and hoped and prayed.
For a dad to show up who never did.
I just wanted to fit in in every single place.
Every school I went, I dreamed of being that cool kid.
Even if it meant acting stupid.
Aunt Edna always told me:
“Keep making that face, it’ll get stuck like that.”
Meanwhile, I’m just standin’ there.
Holdin’ my tongue, tryin’ to talk like this.
‘Til I stuck my tongue on that frozen stop sign pole.
At eight years old; I learned my lesson then.
‘Cause I wasn’t tryin’ to impress my friends no mo’
But I already told you my whole life story.
Not just based on my description.
‘Cause where you see it from where you’re sittin’
It’s probably 110% different.
I guess we would have to walk a mile.
In each other’s shoes at least.
What size you wear? I wear 10’s.
Let’s see if you can fit your feet.
Kimse yaşamın bizle anlaşmasını istemedi.
Bu saçma sapan(b*ktan) ellerle.
Kartları kendimiz toplamalıyız.
Ve onları yardım ummadan döndürmeliyiz.
Şimdi ise her ikisi de olabilirdi.
Kıçımın üstünde otururdum ve şikayet ederdim.
Ama içinde bulunduğum bu konumu alıyorum.
Ve kalkıyorum, kendim yapıyorum.
Ama böyle bir çocuk olmadım.
Bekleyen ama bavullarını açmasını da biliyorum.
Ama asla oturağımda oturmadım ve ummadım ve beklenti içinde olmadım:
Hiç ortaya çıkmayan bir babanın kendini göstermesini.
Sadece uyumak istedim,
Sessiz sakin her yere.
Gittiğim her okulda,
Havalı çocukların teki olmak istedim.
Bu aptalca davranmak anlamında olsa bile,
Edna teyzem bana daima derdi:
Böyle surat yapmaya o yakana yapışana kadar devam et.
Bu arada sadece orada dikiliyorum.
Böyle konuşmaya çalışan dilimi tutarak:
Tam sekiz yaşındayken dondurucu dur işaretini dilimi sokana kadar.
Dersimi aldım çünkü arkadaşlarımı daha fazla etkilemek istemiyordum.
Ama size zaten tüm hayat hikayemi anlattım.
Sadece kafiyeye, betimlemeye dayalı olmayan.
Çünkü siz oturduğunuz yerden bunu,
Muhtemelen %110 görüyorsunuz.
Tahminimce bin mil yürümemeniz gerekirdi.
En azından, birbirinizin ayaklarıyla.
Sizinkiler kaç numaraydı?
Ben 10 numara giyiyorum.
Hadi görelim, ayağınıza uydurabilecek misiniz?
[Chorus]
In my shoes, just to see what it’s like to be me.
I’ll be you, let’s trade shoes.
Just to see what it’d be like to.
Feel your pain, you feel mine.
Go inside each other’s minds.
Just to see what we find.
Look at shit through each other’s eyes.
But don’t let ’em say you ain’t beautiful.
They can all get fucked, just stay true to you.
Don’t let ’em say you ain’t beautiful.
They can all get fucked, just stay true to you.
Kendini benim yerime koy, sadece ben olmak nasıl bir şeymiş bunu görmek için.
Ben sen olacağım, hadi yer değiştirelim.
Sadece nasıl olacağını görmek için.
Acını hissediyorum, sen de acımı hisset.
Birbirimizin aklının içine girelim.
Sadece ne bulduğumuzu görmek için.
Bu b*ka birbirimizin gözünden bakalım.
Ama onlara güzel olmadığını söylemelerine izin verme.
Hepsinin canı cehenneme, sen kendin için doğru olanla kal(sen kendi doğrunla kal).
Onlara güzel olmadığını söylemelerine izin verme.
Hepsinin canı cehenneme, sen kendin için doğru olanla kal(sen kendi doğrunla kal).
[Bridge]
Lately I’ve been hard to reach.
I’ve been too long on my own.
Everybody has a private world.
Where they can be alone.
Are you calling me?
Are you trying to get through?
Are you reaching out for me.
Then I’m reaching out for you.
Son zamanlarda bana ulaşmak oldukça zordu.
Uzun süre kendi başıma kaldım.
Herkesin kendine özel bir dünyası vardır.
Yalnız kalabildikleri.
Bana mı sesleniyorsun?
Yetişmeye mi çalışıyorsun?
Bana uzanmaya mı çalışıyorsun?
Sana uzanmaya çalışıyorum.
[Outro]
Yeah, to my babies: stay strong.
Daddy’ll be home soon.
And to the rest of the world,
God gave you them shoes to fit you.
So put ’em on and wear ’em.
Be yourself, man, be proud of who you are.
Even if it sounds corny.
Never let no one tell you you ain’t beautiful.
Evet, bebeklerime: güçlü kalın.
Babanız yakında evde olacak.
Ve dünyanın geri kalanına,
Tanrı size uyan ayakkabıları verdi.
Bu yüzden onları koyun ve ayağınıza geçirin.
Kendin ol, adamım, her ne isen kendinle gurur duy.
Kulağa bayat gelse de,
Kimsenin size güzel olmadığınızı söylemesine izin vermeyin.





What do you think?
It is nice to know your opinion. Leave a comment.