Get out of my blood, salamander!
I can’t seem to blow off enough steam to get you out of my head
Soul cycle you to death, run you out of my blood to San Pedro
And yet, everywhere I go, it seems there you are,
And there I am

Çık kanımdan, semender!
Seniaklımdan atmak için yeterince içimi dökemiyorum
Ruh seni ölüme sürüklüyor, kanımdan çıkartıp San Pedro’ya sürüyor
Ve hala, nereye gidersem gideyim, yine de oradasın
Ve işte buradayım

I don’t want to sell my stories anymore, stop pushing me
Some stories aren’t meant to be sold
Some words aren’t meant to be told

Artık hikayelerimi satmak istemiyorum, beni zorlamayı bırak
Bazı hikayeler satılamaz
Bazı hikayeler satılamaz

I want to leave them underneath the nightstand to be forgotten
or remembered should my thoughts come upon them in the middle of the night after a long beach day
Or by you, some afternoon, to thumb through with your worn warm after-work hands
I love you, but you don’t understand me, I’m a real poet!
My life is my poetry, my love making is my legacy!
My thoughts are about nothing, and beautiful, and for free

Unutulmaları için onları komodinin altında bırakmak istiyorum
ya da uzun bir kumsal gününün ardından gecenin yarısında düşüncelerimin aklına gelmesi durumunda anımsamak
Ya da bir öğleden sonra, iş sonrası yıpranmış sıcak ellerinle sayfaları gözden geçirirken sen tarafından hatırlatılmak
Seni seviyorum ama sen beni anlamıyorsun, ben gerçek bir şairim!
Hayatım benim şiirim, aşkım benim mirasım!
Düşüncelerim hiçbir şey hakkında ve güzel ve bedava

You see, the things that can’t be bought can’t be evaluated, and that makes them beyond human reach
Untouchable, safe, otherworldy
Unable to be deciphered or metabolized

Görüyorsun, satın alınamayan şeyler değerlendirilemez ve bu da onları insan erişiminin ötesinde kılar
Dokunulmaz, güvenli, öteki dünyaya ait
Çözülenemiyor veya metabolize edilemiyor

Something metaphysical,
like a view of the sea on a summer day on the most perfect winding road taken in from the car window

Metafiziksek bir şey,
Bir yaz gününde arabanın penceresinden alınan en mükemmel virajlı yolda deniz manzarası gibi

A thing perfect, and ready to become a part of the texture of the fabric of something more ethereal
Like Mount Olympus, where Zeus sent Athena and the rest of the immortals to play

Mükemmel bir şey, ve daha ruhani bir şeyin kumaş dokusunun bir parçası olmaya hazır
Zeus’un Athena’yı ve diğer ölümsüzleri oynamaya gönderdiği Olimpos Dağı gibi