It was so nice throwing big parties

-Büyük partiler vermek gerçekten çok hoştu
Jumping in the pool from the balcony

-Balkondan havuza atlamak falan
Everyone swimming in a champagne sea

-Herkesin bir şampanya denizinde yüzmesi
And there are no rules when you show up here

-Ve çıkıp buraya geldiğinde hiç kural yok
Bass beat rattling the chandelier

-Basın ritmi avizede tıkırdıyor
Feeling so Gatsby for that whole year

-Tüm yıl boyunca çok fazla Gatsby gibi hissettim*

So why’d you have to rain on my parade?

-O halde neden gösterime yağmur yağdırmak zorundaydın ki?
I’m shaking my head

-Başımı sallıyorum
I’m locking the gates

-Bana çıkan yollarını kapatıyorum

This is why we can’t have nice things, darling

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız, sevgilim
Because you break them

-Çünkü sen onları kırıyorsun
I had to take them away

-Onları uzağa götürmek zorundaydım
This is why we can’t have nice things, honey

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız, tatlım
Did you think I wouldn’t hear all the things you said about me?

-Hakkımda söylediğin tüm o şeyleri duymadığımı mı düşündün?
This is why we can’t have nice things

-İşte bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız

It was so nice being friends again

-Tekrar arkadaş olmak çok hoştu
There I was giving you a second chance

-Sana ikinci bir şans veriyorken
But then you stabbed my back while shaking my hand

-Ama sonra sırtımdan bıçakladın başımı sarsarak
And therein lies the issue

-Ve bu işin içinde yalanlar var
Friends don’t try to trick you

-Arkadaşlar seni kandırmaya çalışmaz
Get you on the phone and mind-twist you

-Seni telefonda tutup aklını alt üst etmezler
And so I took an ax to a mended fence

-Ve bu yüzden ben de bir balta aldım onarılmış bağlar için

But I’m not the only friend you’ve lost lately

-Ama son zamanlarda kaybettiğin tek dost ben değilim
If only you weren’t

-Keşke sen
So shady

-Gölgelerle kaplı olmasaydın**

This is why we can’t have nice things, darling

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız işte, sevgilim
Because you break them

-Çünkü sen onları kırıyorsun
I had to take them away

-Onları uzağa götürmek zorundaydım
This is why we can’t have nice things, honey

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız, tatlım
Did you think I wouldn’t hear all the things you said about me?

-Hakkımda söylediğin tüm o şeyleri duymadığımı mı düşündün?
This is why we can’t have

-Bu neden sahip olamadığımız

Here’s a toast to my real friends

-İşte bir kadeh kaldırıyorum, gerçek arkadaşlarım için
They don’t care about that he said, she said

-Onlar onun ne dediğini umursamıyor, onunkini (kadın) de
And here’s to my baby

-Ve işte bebeğime de
He ain’t reading what they call me lately

-O son zamanlarda bana ne diye seslendiklerini okumuyor
And here’s to my momma

-Ve anneme de
Had to listen to all this drama

-Tüm bu olayları dinlemek zorunda olana
And here’s to you

-Ve işte burada, sana da
‘Cause forgiveness is a nice thing to do

-Çünkü affetmek yapılan hoş bir şeydir
Haha, I can’t even say it with a straight face

-Haha, bunu düzgün bir suratla söyleyemiyorum bile

This is why we can’t have nice things, darling (darling)

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız sevgilim (sevgilim)
Because you break them

-Çünkü sen onları kırıyorsun
I had to take them away

-Ben de uzaklara götürmek zorunda kalıyorum
This is why we can’t have nice things, honey

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız tatlım
Did you think I wouldn’t hear all the things you said about me?

-Hakkımda söylediğin tüm o şeyleri duymadığımı mı düşündün?
This is why we can’t have nice things, darling

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız sevgilim
(And here’s to my real friends)

-Ve burada gerçek arkadaşlarım için
Because you break them

-Çünkü sen onları kırıyorsun
I had to take them away

-Ben onları uzağa götürmek zorundaydım
(And here’s to my baby)

-Ve bebeğim için
This is why we can’t have nice things, darling

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız sevgilim
(He didn’t care about that he said, she said)

-O onların ne dediğini umursamadı
Did you think I wouldn’t hear all the things you said about me?

-Hakkımda söylediğin tüm o şeyleri duymadığımı mı düşündün?
This is why we can’t have nice things

-Bu neden hoş şeylere sahip olamadığımız işte

*Gatsby,  Leonardo DiCaprio’nun oynadığı 2013 yapımı Amerikan rüyasını anlatan bir film.

**Shady kelimesi aynı zamanda güvenilmez ve namussuz anlamlarına da gelir.