Get
I can’t cop the coupe, don’t do shit for two (skrr, skrr) -Polis arabasıyla baş edemiyorum, iki kişilik bir pislik yapmadım All black truck, hanging out the roof (brr, brr) -Bütün siyah kamyonlar, çatıda takılıyorlar Mobbing through the hills pulled up with my crew (who) -Tepeler arasında dolaşıyor, benim tayfamla duruyorlar I
You make my pulse raise yeah -Nabzımı yükseltiyorsun, evet Oh you make my heart skip skip -Kalbimi yerinden sıçratıyorsun, sıçratıyorsun I feel you like a sunray -Tıpkı güneş ışınları gibi hissediyorum seni My temperature is going up -Ateşim yükseliyor Yes it’s going up -Evet yükseliyor I can feel
Don’t make me wait – Beni bekletme Don’t make me wait -Beni bekletme Don’t make me wait in vain, to love you -Beni boşuna bekletme, seni sevmek için Can’t wait to give you me last name -Sana soyadımı vermek için sabırsızlanıyorum Don’t make me wait, don’t make me too long girl -Beni bekletme,
Ooooh… ooooh… Oooooh… Love’s my religion -Aşk benim dinim But he was my faith -Ancak o benim inancım Something so sacred -Bir şey çok kutsal So hard to replace -Yeri tutulması zor Fallin’ for him was like fallin’ from grace -Ona aşık olmak itibarımı yitirmek gibiydi All wrapped in one -Tamamen birine kapılmış halde He
Jorja Smith – Let Me Down (ft. Stormzy) Türkçe Çeviri by Zeynep NAZLIASLAN Sometimes, I wouldn’t mind if I was less important Bazen, eğer daha az önemli olsaydım kafama takmazdım Would you think about them all the time? Hep bunlar hakkında düşünür müydün? Wonder if you’ll even notice in the
I’m gonna get superlit -Yanıp kül olacağım Only way to get over it -Seni unutabilmenin tek yolu Now that you’ve done me dirty, done me dirty, yeah -Madem beni kirlettin, kirlettin I gotta get superlit -Yanıp kül olmalıyım I’m gonna get superlit, superlit -Fena halde kül olacağım, yanıp kül Only way to get over
“Bad At Love” “Aşkta kötü” Got a boy back home in Michigan Eve dönerken Michigan’da bir oğlan buldum And it tastes like Jack when I’m kissing him Ve ne zaman onu öpsem tadı Jack gibiydi So I told him that I never really liked his friends Ona onun arkadaşlarını hiç gerçekten sevmediğimi söyledim Now he’s
You can rock it, you can sock it You can even put on your brand new jacket Because I’m the man who can put you in the musical brackets Sallayabilirsin, tokatlayabilirsin Yepyeni ceketini bile giyebilirsin Çünkü ben seni müzikale sokabilecek olan adamım Uh, party like it’s 1980 Where the
BoredTo Death-Ölesiye Sıkılmak There’s an echo pulling out the meaning Orada ki eko anlamı başka yere çekiyor Rescuing a nightmare from a dream Kabustan kurtarıyor The voices in my head are always screaming Kafamda ki ses herzaman çığlık atıyor That none of this means anything to me Onlardan hiçbiri benden bir şey bahsetmediler
Young -Gençken We were so young when we thought that we knew how to love -Nasıl seveceğimizi bildiğimizi düşünürken daha çok gençtik Fought about anything, everything led to dysfunction -Hiç bir şey için mücadele etmiyor aksine her şeyin yoldan çıkmasına izin veriyoruz But we just gotta own that shit -Ama neyse ki bu pisliğe sahip
There’s so much on my mind -Aklımda çok fazla şey var I don’t know where to start -Nereden başlayacağımı bilmiyorum There’s that light in your eye filling up the dark -Gözünde karanlığı dolduran bir aydınlık var Though, I lost myself -Gerçi ben kendimi kaybettim I know it’s not the end -Biliyorum bu
Well, summer slipped us underneath her tongue -Pekala, yaz bizi onun dilinin altında kaydırdı Our days and nights are perfumed with obsession -Günlerimiz ve gecelerimiz parfümlüydü takıntıyla beraber Half of my wardrobe is on your bedroom floor -Gardrobumun yarısı senin yatak odanda yerde Use our eyes, throw our hands overboard -Gözlerini kullan, ellerimizi
“What is this tape?” -Bu ses bandı da ne? “This is my favorite tape” -Bu benim favori ses bandım Bet you wanna rip my heart out -Bahse girerim kalbimi söküp atmak istiyorsun Bet you wanna skip my calls now -Eminim aramalarımı geçiyorsun şu an Well guess what? I like that -İyi,
(Go back and tell it) -Geri git ve anlat Please could you be tender -Lütfen şefkatli olabilir
Oops, my baby, you woke up in my bed -Oops, bebeğim, benim yatağımda uyandın Oops, we broke up, we’re better off as friends -Oops, ayrıldık, arkadaş olarak daha iyiyiz Now I accidentally need you, I don’t know what to do -Şimdi kazara sana ihtiyacım var, ne yapacağımı bilmiyorum Oops, baby, I love you -Oops bebeğim,
Call your mama “mommy” -Anneni ‘anneciğim’ diye çağırıyorsun (You gotta not!) -Yapmamalısın! Askin’ her for money -Ondan para istiyorsun (You gotta not!) -İstememelisin! Never keep your house clean -Evini asla temiz tutmuyorsun (You gotta not!) -Yapmamalısın! Wearin’ dirty laundry -Kirli kıyafetler giyiyorsun (You gotta not!) -Giymemelisin! Is that what you call flirtin’? -Sen
When I get chills at night -Gece titremeyi aldığımda I feel it deep inside without you, yeah -Onu derinlerde hissedeceğim, sensiz, evet Know how to satisfy -Nasıl memnun edeceğimi biliyorum (kendimi) Keeping that tempo right without you, yeah -Bu tempoyu düzgün tutacağım, sensiz, evet Pictures in my mind on replay -Kafamdaki resimler
If you can hear the sound If you can sing the rhymes If you can get the groove And if your body move So you’re one of the tribe And you’re part of the vibe Don’t resist it JUMP Eğer sesi duyabiliyorsan Eğer tekerlemeler söylersen Eğer oyuk açabilirsen Ve eğer vücudun
Big girls don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar Big girls don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar Big girls don’t cry, they don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar, onlar ağlamaz Big girls don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar Who said they don’t cry? -Kim onlar ağlamaz dedi My girl said goodbye (My oh my) -Benim kızım ‘Hoşça kal’ dedi, (Aman
You think I’d be more resistant -Daha dayanıklı olmam gerektiğini düşünüyorsun To put myself in this position -Kendimi bu duruma sokmak için Yeah, we always go there -Evet, her zaman oraya gideriz Down a road that leads nowhere -Aşağı doğru hiçbir yere varmayan yol Somewhere between lovers and just friends -Aşıkların ve
ı remember when, i remember, i remember when i lost my mind ne zaman olduğunu hatırlıyorum,hatırlıyorum, aklımı ne zaman kaybettiğimi hatırlıyorum there was something so pleasant about that phase. bu durumda çok keyifli bir şeyler vardı even your emotions had an echo in so much space duygularının bile çok fazla yerde bir yankısı vardı and
You lay here with me, you’re shuttin’ down -Burada benimle uzanıyorsun, kapatıyorsun I smell her on ya, I’m focused now -Üstünde onun kokusu alıyorum, odaklandım şimdi I know what’s goin’ on in your head, yeah -Kafanın içinde neler dönüyor biliyorum, evet I know what’s happened here in our bed, yeah -Burada, yatağında ne oldu biliyorum,
I keep coming back to that moment -O ana geri dönüp duruyorum Where it all fell apart -Her şeyin paramparça olduğu zamana So I try and drink my emotions -Bu yüzden deniyorum ve duygularımı içiyorum Till I can’t feel my heart -Kalbimi hissetmeyene kadar And I don’t understand -Ve anlamıyorum How you slipped through
I’ve done this before -Bunu daha önce yapmıştım Not like this -Bu şekilde değil I don’t drink to get drunk -Sarhoş olmak için içmiyorum I feel all the right funk -Tüm gerçek korkuları hissediyorum If there’s something I want -Eğer istediğim bir şey varsa I’ll take all the right wrongs -Bütün doğru yanılmaları alacağım
I saw this angel -Bu meleği gördüm I really saw an angel -Gerçekten bir melek gördüm Open up your eyes, shut your mouth and see -Gözlerini aç, ağzını kapat ve gör That I’m still the only one who’s been in love with me -Benim hala ‘bana aşık olan’ tek kişi olduğumu ‘ll guess
Still gotta walk into a crowded room -Hala kalabalık bir odada yürümek zorundayım With the radio on -Açık bir radyoyla birlikte Crack a smile and crack a beer like it don’t bother you -Bir gülücük ve bir bira patlat sanki bu seni rahatsız etmiyormuş gibi Like it ain’t your song, that’s on -Sanki
Chasing after all of the words you swallow -Geri aldığın (yuttuğun) kelimeleri arkasından kovalıyorum Running -Koşuyorum Running -Koşuyorum Run through the silent sorrow -Sessiz kederime doğru koşuyorum Gotta keep my head up to the sky, sky -Kafamı gökyüzüne doğru kaldırmalıyım Let the sun remind you you’re alive -Güneşin hayatta olduğunu hatırlatmasına izin ver
He’s got a leather jacket and it’s round my shoulder -Onun deri ceketi var ve omuzlarımın etrafında The love story never starts in October -Aşk hikayeleri ekimde başlamaz A wink of his eye, a shot of delight -Bir göz kırpışı, bir yudum sevinç We keep it cool and say the other’s alright -Bunu
Did you ever want it? bunu hiç istedin mi Did you want it bad? çok fena istedin mi? Ohhh, my It tears me apart Bu beni kahrediyor Did you ever fight it? Hiç bununla savaştın mı All of the pain, so much power olanca acı,bunca güç Running through my veins damarlarımda dolaşıyor Bleeding, I’m bleeding



