I had no intention I would get fucked up tonight -Bu gece bir şeyleri batırmaya niyetim yok When I looked
I had no intention I would get fucked up tonight -Bu gece bir şeyleri batırmaya niyetim yok When I looked
I still wanna talk to you sometimes -Hala bazen seninle konuşmak istiyorum And I heard that you moved on and
I was following the -Takip ediyordum… I was following the pack -Sürüyü takip ediyordum All swallowed in their coats -Hepsi paltolarının içine çekilmiş With scarves of red tied ’round their throats -Boyunlarının etrafına sıkı sarılmış kırmızı atkılarıyla To keep their little heads -Minik kafalarını korumak için From fallin’ in the snow -Yağan kardan And I
My favorite man, left long ago -Benim favori adamım, uzun zaman önce terk etti But he left his clothes and everything by the door -Ama kıyafetlerini ve her şeyi kapıda bıraktı I didn’t touch them, -Onlara dokunmadım I just stared at them all day long -Sadece bütün gün boyunca öylece baktım onlara No
I was five and he was six -Ben beş yaşındaydım o da altı We rode on horses made of sticks -Sopayla yapılmış atlara binerdik He wore black and I wore white -O siyah giyerdi ve ben beyaz giyerdim He would always win the fight -O savaşı her zaman kazanırdı Bang bang, he shot me down
Life in flashes -Işıltılar içinde hayat I’m in pieces -Ben parçalar içindeyim You’re sorry, you’re sorry -Sen üzgünsün, üzgünsün The final straw -Bardağı taşıran son damla You carry on -Devam ediyorsun I’m sorry I’m sorry -Üzgünüm, üzgünüm Talking to you -Seninle konuşuyorum I know I’m stalling -Geciktirdiğimi biliyorum Bound by desire, freed from leaving -Arzuya
You shine like a star -Bir yıldız gibi parlıyorsun You know who you are -Kim olduğunu biliyorsun You’re everything beautiful -Sen güzel olan her şeysin She’s hot, hot like the sun -O ateşli, güneş gibi sıcak The loneliest one -En yalnız olan Still everything beautiful -Hala güzel olan her şey Well I’ll be god damned
You would keep the secrets in ya’ -Sırlar saklardın You’ve been keeping paraphernalia, oh -Özel eşyalarını saklıyordun I think you know -Bence biliyorsun Anyone can walk up to ya’ -Hiç kimse sana yanaşamaz Anyone can see right through your eyes -Hiç kimse tam gözlerine doğru bakamaz All night -Tüm gece And I don’t mean to
Help me, it’s like the walls are caving in -Bana yardım et, sanki duvarlar çöküyor Sometimes I feel like giving up -Bazen vazgeçiyormuş gibi hissediyorum But I just can’t -Ama geçemem işte It isn’t in my blood -Vazgeçmek kanımda yok Laying on the bathroom floor, feeling nothing -Banyoda yerde seriliyim, bir şey hissetmiyorum I’m
44 More (44 tane daha) Ayy, bitch I been goin’ and goin’ like the Energizer -Sürtük tıpkı bir Energizer* gibi gidiyorum gidiyorum Yeah, I’m supplyin’ the wood like Elijah -Evet, ormanları Elijah gibi donatıyorum** In the cut, smokin’ on indica -Kesimde, hint keneviri tüttürüyor Might fuck around and compartmentalize ya -Seni becerebilir ve bölümlerine
Ooooh… ooooh… Oooooh… Love’s my religion -Aşk benim dinim But he was my faith -Ancak o benim inancım Something so sacred -Bir şey çok kutsal So hard to replace -Yeri tutulması zor Fallin’ for him was like fallin’ from grace -Ona aşık olmak itibarımı yitirmek gibiydi All wrapped in one -Tamamen birine kapılmış halde He
Holiday (Tatil) Look, open your eyes, déjà vu Bak, gözlerini aç, deja vu In ways I knew my focus remains on you Bi’ şekilde odağımın senin üzerinde olduğunu biliyordum I’m so true, I love that, ’cause who woulda knew? Ben doğruyum, bunu seviyorum, kim bilebilirdi ? LBC, me do, what it do Long
You can rock it, you can sock it You can even put on your brand new jacket Because I’m the man who can put you in the musical brackets Sallayabilirsin, tokatlayabilirsin Yepyeni ceketini bile giyebilirsin Çünkü ben seni müzikale sokabilecek olan adamım Uh, party like it’s 1980 Where the
Stealin’ kisses from your misses -Kızlarından öpücük çalıyorum Does it make you freak out? -Bu seni çıldırtmıyor mu? Got you fussing, got you worried -Seni huzursuz ediyor, endişelendiriyorum Scared to let your guard down -Gardının aşağı inmesinden korktun Boys, boys… -Erkekler, erkekler Tell the neighbors I’m not sorry -Komşulara üzgün olmadığımı söyle If I’m breaking
Young -Gençken We were so young when we thought that we knew how to love -Nasıl seveceğimizi bildiğimizi düşünürken daha çok gençtik Fought about anything, everything led to dysfunction -Hiç bir şey için mücadele etmiyor aksine her şeyin yoldan çıkmasına izin veriyoruz But we just gotta own that shit -Ama neyse ki bu pisliğe sahip
There’s so much on my mind -Aklımda çok fazla şey var I don’t know where to start -Nereden başlayacağımı bilmiyorum There’s that light in your eye filling up the dark -Gözünde karanlığı dolduran bir aydınlık var Though, I lost myself -Gerçi ben kendimi kaybettim I know it’s not the end -Biliyorum bu
Well, summer slipped us underneath her tongue -Pekala, yaz bizi onun dilinin altında kaydırdı Our days and nights are perfumed with obsession -Günlerimiz ve gecelerimiz parfümlüydü takıntıyla beraber Half of my wardrobe is on your bedroom floor -Gardrobumun yarısı senin yatak odanda yerde Use our eyes, throw our hands overboard -Gözlerini kullan, ellerimizi
“What is this tape?” -Bu ses bandı da ne? “This is my favorite tape” -Bu benim favori ses bandım Bet you wanna rip my heart out -Bahse girerim kalbimi söküp atmak istiyorsun Bet you wanna skip my calls now -Eminim aramalarımı geçiyorsun şu an Well guess what? I like that -İyi,
(Go back and tell it) -Geri git ve anlat Please could you be tender -Lütfen şefkatli olabilir
Call your mama “mommy” -Anneni ‘anneciğim’ diye çağırıyorsun (You gotta not!) -Yapmamalısın! Askin’ her for money -Ondan para istiyorsun (You gotta not!) -İstememelisin! Never keep your house clean -Evini asla temiz tutmuyorsun (You gotta not!) -Yapmamalısın! Wearin’ dirty laundry -Kirli kıyafetler giyiyorsun (You gotta not!) -Giymemelisin! Is that what you call flirtin’? -Sen
Big girls don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar Big girls don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar Big girls don’t cry, they don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar, onlar ağlamaz Big girls don’t cry -Büyük kızlar ağlamazlar Who said they don’t cry? -Kim onlar ağlamaz dedi My girl said goodbye (My oh my) -Benim kızım ‘Hoşça kal’ dedi, (Aman
You think I’d be more resistant -Daha dayanıklı olmam gerektiğini düşünüyorsun To put myself in this position -Kendimi bu duruma sokmak için Yeah, we always go there -Evet, her zaman oraya gideriz Down a road that leads nowhere -Aşağı doğru hiçbir yere varmayan yol Somewhere between lovers and just friends -Aşıkların ve
You lay here with me, you’re shuttin’ down -Burada benimle uzanıyorsun, kapatıyorsun I smell her on ya, I’m focused now -Üstünde onun kokusu alıyorum, odaklandım şimdi I know what’s goin’ on in your head, yeah -Kafanın içinde neler dönüyor biliyorum, evet I know what’s happened here in our bed, yeah -Burada, yatağında ne oldu biliyorum,
I’ve done this before -Bunu daha önce yapmıştım Not like this -Bu şekilde değil I don’t drink to get drunk -Sarhoş olmak için içmiyorum I feel all the right funk -Tüm gerçek korkuları hissediyorum If there’s something I want -Eğer istediğim bir şey varsa I’ll take all the right wrongs -Bütün doğru yanılmaları alacağım
I saw this angel -Bu meleği gördüm I really saw an angel -Gerçekten bir melek gördüm Open up your eyes, shut your mouth and see -Gözlerini aç, ağzını kapat ve gör That I’m still the only one who’s been in love with me -Benim hala ‘bana aşık olan’ tek kişi olduğumu ‘ll guess
Still gotta walk into a crowded room -Hala kalabalık bir odada yürümek zorundayım With the radio on -Açık bir radyoyla birlikte Crack a smile and crack a beer like it don’t bother you -Bir gülücük ve bir bira patlat sanki bu seni rahatsız etmiyormuş gibi Like it ain’t your song, that’s on -Sanki
He’s got a leather jacket and it’s round my shoulder -Onun deri ceketi var ve omuzlarımın etrafında The love story never starts in October -Aşk hikayeleri ekimde başlamaz A wink of his eye, a shot of delight -Bir göz kırpışı, bir yudum sevinç We keep it cool and say the other’s alright -Bunu
I wanna follow her where she goes -Nereye gidiyorsa onu takip etmek istiyorum I think about her and she knows it -Onun hakkında düşünüyorum ve o bunu biliyor I wanna let it take control -Kontrolü almasına izin vermek istiyorum ‘Cause everytime that she gets closer -Çünkü her zaman o daha da yakınlaşıyor She
We were staying in Paris To get away from your parents And I thought, “Wow, if I could take this in a shot right now I don’t think that we could work this out.” Paris’te kalıyorduk Ailenden uzaklaşmak için Ve düşündüm ki ”Wow,eğer bunu tek atışla şu anda atabilirsem Bu işi yapabileceğimizi sanmıyorum.”
I do my makeup in somebody else’s car We order different drinks at the same bars I know about what you did and I wanna scream the truth She thinks you love the beach, you’re such a damn liar Makyajımı başkasının arabasında yaparım Aynı barlarda farklı içkiler sipariş ediyoruz Ne yaptığımı biliyordum ve gerçeği bağırmak



